20 Aralık 2011 Salı

Kışı hiiiç sevmem !










    Kış gelince bizimkiler güzelim bahçeli evi  bırakıp apartman dedikleri sevimsiz üstüste yığılı taş binaya gidiyorlar ! Burası çok kalabalık ve gürültülü. İşin en fenası benim bahçeye çıkmama izin vermiyorlar. Neymiş efendim '' kaybolurmuşum !'' Evet ben biliyorum sanılanın aksine kedilerin sadece yüzde ikisi   yollarını bulabilir. Yani kaybolup da evinin yolunu bulan kedi sayısı çok çok az :( İyi de kardeşim siz de niye kuşlar gibi göçüyorsunuz ? --Kuşları hiiiç sevmem-- Kaç kere eve kuş getirdiysem azar işittim :(
  Canım çok sıkılıyor çook ,bildiğiniz gibi değil. Dün gece kapının önünde ağladım biraz, biliyorum serde efelik var,ağlamak yakışmaz ama bahçeleri ,çimenlerde yuvarlanmayı,kelebek kovalamayı ,damlarda dolaşmayı çok özledim ben ! Hem Küdük'e de sinir oluyorum. Bana tepeden bakması yok mu ? Oyun bilmez,sokak bilmez. Tek bildiği garrr ! gurrr ! kucak !
  Keşkül'ün dünya umurunda değil. Şu köpekleri hiç anlamıyorum hani çocukluk arkadaşım olmasa çakacağım bir tane burnuna ! O bizimkiler neredeyse onlarla mutlu oluyor. Hem onu sabah akşam parka götürüyorlar,gelince ayaklarının yıkanmasına bile ses çıkarmıyor. Su beni bozar kardeşim. Ben kendimi temizlerim !
  Geçen 2 gün bizimkileri protesto ettim tuvaletimi yapmadım . Çok üzüldüler,gittiler sokaktan bir parça kum getirip tuvaletime koydular,ben salak mıyım anlamadım mı sanıyorsunuz ama ne yapalım mecburen yaptım işte. Bir de yine Kürşat'ı çağırırlar filan aman aman !
  Kaç insan günü kaldı buradan gitmeye bileniniz var mı ? Bana yazın olur mu ? Şimdilik hoşçakalın ! Offf offf !!!

27 Kasım 2011 Pazar

Kızlar petstar yarışmasında!


http://petstartakvimi.heroku.com/fotograflar/keskul--4


http://petstartakvimi.heroku.com/fotograflar/kuduk


http://petstartakvimi.heroku.com/fotograflar/tagaddi


Benim kızlar da Petstar yarışmasında. Her biri için ayrı ayrı oy verebileceğiniz gibi 24 saat sonra yeniden oy verebiliyorsunuz. Yarışmayı kazanan petin ödülü sokak hayvanlarına bağışlanacak. O nedenle kaybeden yok bu yarışmada.
Keşkül,Küdük ya da Tagaddi'ye oy vermek isterseniz fotoğraflarının altında yer alan linge tıklamanız yeterli tabii önce kayıt oluyorsunuz.
Şimdiden teşekkürler !

24 Kasım 2011 Perşembe

Avrupadaki dostlarımız !

1- İsviçre'de bir alış-veriş merkezi

Bu postu Keşkül'ün '' Avrupa'da dostlarımız ne durumda,bizden farklı olarak ne gibi haklara sahipler ? '' sorusu üzerine hazırladım :)
İlk fotoğrafta görüldüğü üzere Avrupa evcil hayvanla yaşama konusunda bizden fersah fersah ileride.
İnsanlar kuyruklu dostlarıyla cafelere,alış veriş merkezlerine kısacası gıda satışı yapılan marketler haricinde her yere özgürce girebiliyorlar. Toplu taşıma araçlarından yararlanabiliyorlar. Buralarda dostlarına ne aşırı ilgi gösteriliyor ne de '' köpek giremez! '' şeklinde uyarılıyorlar. Demem o ki köpek insanın dostudur o halde çevreye rahatsızlık vermediği sürece insan - köpek  birlikteliği normaldir.
Siz kuyruklu dostlarımızın dostları  için pek çok fotoğraf çektim. Bakmak ister misiniz?


2- Fransa 'da bir sarman 
Bu kedicik sanırım dükkan bekçisi,fotoğrafı sabahın erken saatlerinde çektim.Burası bir hediyelik eşya dükkanı ,dükkan henüz açılmamıştı ve kedicik tüm gece yalnız kalmaktan sıkılmış olmalı ki bana çok ilgi gösterdi. 



Köpekler insanların en iyi dostudur.


 Espriyi ben çok tuttum; Burası bir mandıranın girişi ve siz içeri girerken köpeğinizi buraya bağlıyorsunuz.

Sahilde uzun yürüyüş için en uyumlu arkadaş !




Küçük sabırsız ,oyuncu Terrier !


Ne kadar önemli,Sevgili Begonvilli Ev'in başına geleni anımsarsınız. Köpeğinizi tasmasız dolaştırmayın !


Çocukluğumun unutulmaz filmlerininden  Lassie'nin kahraman köpeği Collie ; ırkının güzel ,zarif bir temsilcisi. Bakar mısınız,ne kadar hoş bir köpek !
Uygar bir dünyada sevgili kuyruklu dostlarımız ve onların dostlarıyla mutlu ve özgürce yaşama dileklerimizle...

16 Kasım 2011 Çarşamba

Döndüm!


   Sevgili dostlarım biliyorum yazmaya çok ara verdim ama anlatınca bana hak vereceksiniz.
Nilgün bayramdan bir hafta kadar önce beni doktora götürdü o kadar sık gidiyorum ki hiç şüphelenmedim. Bu kez beni orada bırakıp döndü. Beni aldılar kollarıma iğneler yaptılar gerisini hatırlamıyorum ,uyandığımda kolumun altındaki koca şişlik yoktu ama kolum sargılıydı ,hemen ayağa kalkamadım :( Sonra babam geldi ;beni sevdi ,öptü ,kokladı ,ona kuyruk salladım ama beni orada bırakıp gitti. Arkasından ağlayacaktım ama çok uykum vardı... Ertesi sabah Nilgün geldi elinde koca paket krakerle;beni o da sevdi ,oynadı ,kokladı ,öptü ama o da gitti :( tam 12 insan günü beni orada bıraktılar ve bir daha da arayıp sormadılar tam onlardan ümidimi kesmiştim ki bir sabah çıkageldiler ,beni kucaklarına alıp evime getirdiler. Ben kolumun altındaki şişlik gittiği için rahatlamıştım  ama acaba beni artık sevmiyorlar mı  diye düşünmekten sevinemedim bile... Eve geldiğimdenberi yatağa hoop ' yapmıyorum ,beni yine çok sevsinler diye çok uslu oturuyorum . işte böyle....
   Keşkül anlattı ben yazdım harfine dokunmadan ama olayı bir de benden dinleyin istedim :)
Keşkül bayramdan önce çok başarılı bir operasyonla lipomundan kurtuldu. Şükürler olsun ki patoloji sonucu da temiz geldi. Daha önceki pansiyon deneyimlerimiz pek de iyi olmadığından operasyon sonrası onun klinikte kalmasına karar verdik. Böylece hem nöbetçi veteriner hekimlerin gözetiminde olacak hem de yaklaşık 20 yıldır tanıdığımız veterinerimiz onu kontrol edebilecekti. Annem seyahatlerimizde bize gelip kızlarla kalır ama Keşkül'ü dolaştıramadığı için hep yardım alırız bu da beni her seferinde endişelendirir. Bu kez gözüm arkada kalmadan huzurlu bir seyahat yaptım. Veterinerimizle hemen her gün telefonda konuştuk. Keşkül'ün duygu sömürüsü yaptığına bakmayın orada rahatı yerindeymiş ki kilo bile almış :)
Gelelim Keşkül'ün niçin tişört giydiğine ;bu benim bulduğun bir çözüm. Keşkül operasyon bölgesini yalayıp dikişlerini açmasın diye Elisabeth başlığı denilen huni biçiminde bir şapka takmışlardı ama onunla hiç rahat edemiyordu. Tişört giyince hem dikiş yeri kapanmış oldu hem de pek yakıştı kızıma...
İşte böyle; bizden haberler bunlar ... Söz bir daha bu kadar uzun ara vermeyeceğiz .
Hepimizden hepinize kucak dolusu sevgiler...

24 Ekim 2011 Pazartesi

İSLAM' A GÖRE HAYVAN HAKLARI



İSLAM' A GÖRE HAYVAN HAKLARI

Değerli okurlarım! hayvan hakları ve hayvanları koruma günü geçti ama ben bu ay ki yazımda bu konuyu kitlelerin ve siz değerli okurlarımın dikkatine sunmaktan ayrı bir mutluluk duyacağım.
Hayvanların insanlar üzerinde haklarının yalnızca günah korkusuna dayanmayıp, İlâhî irade tarafından hayvanlara bahşedildiği bilincinin, Müslüman toplumlarında tarih boyunca alışıla gelmiş bir haslettir.
 
Medyada sıklıkla görülen, kamuoyunun gündemini sürekli meşgul eden problemlerden biri, hayvanlara yapılan kötü muamelelerdir. Hayvanlar aktif bir şekilde istismar ve yok edilmekte, çok kötü muamelelere maruz kalmaktadır. Bu durum, hayvan hakları savunucularını harekete geçirmiş, modern çağda hayvan hakları söylemi yoğunluk kazanmıştır.
 
Mukaddes dinimiz İslamın muteber Kitabı Kur’ anı Kerimde bazı hayvanlara önem vermiştir. Yüce Rabbimiz hayvanları sevmiş, bizlere sevmemizi tavsiye itmiş ve onlara merhametle muamele etmemizi emretmiştir. Kur’anı Kerim’de bazı sûreler çeşitli hayvan isimleriyle isimlendirilmiş (Meselâ, Bakara (inek), Nahl (arı), Ankebut (örümcek), Neml (karınca) sureleri gibi), bir ayeti kerimede bazı hayvanların doğal görevleri belirtilmekte ve esasen hayvanların insanların yararı için yaratıldıkları ifade edilmektedir. (Nahl, Suresi Ayet  8)  Tıpkı insanlar gibi öteki canlıların da Allah’a ibadet ettiğini bildiren Kur’ an, kuşların da bir dilinin, bir ibadet ve tesbihinin bulunduğunu belirtilmektedir.
 
(Nur, 41) Hadislerde hayvan hakları konusunda ısrarlı bir şekilde vurgulanan husus, onların yaşama hakkının olduğudur.   Hz. Peygamber’ in tavsiye, emir ve uygulamalarında belli, hayvanlara dokunulmaması, onlara işkence yapılmaması yumurtlayan kuşların yumurtalarının alınmaması, kuşların yuvasının bozulmaması ve vahşi hayvanların bile derilerinin elbise olarak kullanılmasını yasaklamıştır.
 
Bu nedenle; hayvan türlerinin ve nesillerinin devamı için av konusuna da dinimiz sıcak bakmamıştır.
 
Zaruri hallerde ve et alamayacak durumda olanlara dinimiz avcılığa izin verirken öte yandan doğal dengeyi bozan ve eğlence amaçlı hiçbir avcılığa izin verilmemiştir.  Ebû Hüreyre 'nin naklettiği bir rivayette Hz. Peygamber: Günahkâr bir kadın bir kuyunun yanından geçerken, kuyunun başında bir köpeğin susuzluktan dilini çıkarıp soluduğunu gördüğünü, ona acıyarak ayağına giydiği ayakkabılarla kuyudan su çekip köpeğe verdiğini ve bu sebeple Allah Teâlâ’nın da onu bağışlayıp cennete soktuğunu bildirmiştir.
 
(Müslim 41) Yine Hz. Peygamber, bilinçli bir şekilde zararsız bir hayvanın gıdasız bırakılarak ölümüne sebebiyet veren kişinin karşılaşacağı acı sonucu belirterek “Merhamet etmeyene merhamet olunmaz” hadisiyle bu hususta müminleri uyarmıştır. (Buhârî 17)Osmanlılar devrinde sahipsiz hayvanların bakım ve korumasının devlet tarafından sağlandığı, bu amaçla vakıflar kurulduğu malumdur.
 
Hayvan haklarına ilişkin hukuksal normlar, OsmanlıKanunnâmelerinde ilk dönemlerden beri yer almış bulunmaktadır. Sözgelimi, II. Bâyezid devrinde hazırlanan1502 tarihli IstanbulBelediye Kanunnamesindeki şu hüküm yer almaktadır: Ayağı yaralı atları çalıştırılmamalı, at, katır ve eşek ayağını nallayalar ve semeri düzgün ola. Ve ağır yük yüklemeyeler.
 
Yine  Bursada kuralan gurabayı laklakan Osmanlı döneminde hayvan haklarına gösterilen titizliğin göstergesidir. Bu gün Batılılar hayvanları koruma diyorlar. Bizim ecdadımız yüzyıllar öncesinden gökyüzünde uçan hasta leyleklerin bile sağlığını düşünmüşler. Hangi milletin tarihinde “Guraba-i laklakan” diye bir hastane var. Guraba-i Laklakan leylek hastanesi demektir.
 
Burada Peygamber Efendimiz Hazreti Muhammed Mustafa’ nın  Mekkenin fethinden dönerken yeni doğum yapmış bir köpeği görenRasulullah “Durun Arkadaşlar yolumuzun üzerinde hayvan yeni doğum yapmış yavrularını emzirmektedir. Bu nedenle  on metre ileriden gidelim, hayvan incinmesin buyurmuştur.” EcdadımızOsmanlılar zamanında, sokak  hayvanları için sakadat satan seyyar kasaplar vardı.
 
Herkesin kapısının önünde su yalakları vardı. Bu yalaklara su doldururlar ve seyyar kasaplardan sakadat alarak kapılarının önlerine bırakırlardı. Bu güzel adeti bizlerde devam ettirelim. Hayvanlarımıza sahip çıkalım. Başı boş cadde ve sokaklara bırakmayalım. Evlerimizdeki yemek ve ekmek artıklarını çöplere atmaktansa, hayvan barınaklarına bırakıp sevap kazanalım.
 
Yüce dinimizin hayvanlara verdiği değerler aşağıdaki kurallardan anlaşılacaktır. Hiçbir hayvana kötü davranılamaz, acımasız ve zalimce işlem yapılamaz. Bütün hayvanların, insanlarca gözetilme, bakılma, korunma ve yaşama hakkı vardır.  Hayvanlar meşru bir gerekçe olmadan öldürülemez. Bir hayvanın öldürülmesi zorunlu olursa, bu bir anda, acı çektirmeden ve korkutmadan yapılmalıdır.
 
 
“Peygamberimiz: Hayvanlara kısası keskin kılıçla yapınız.” buyurmaktadır. Bütün çalışan hayvanlar, iş süresinin yoğunluğunun sınırlandırılması, onarıcı ve güçlerini artırıcı bir beslenme ve dinlenme haklarına sahiptirler. Bu nedenle yaklaşan önümüzde bir bayram var. Keseceğimiz Kurbanları incitmeden, üzmeden, zorlamadan ve rıfk ile yere yatırmalı. Kullanacağımız bıçağın keskin olmasını önceden sağlamalı (Hayvanın gözünün önünde  bıçak bile bileğlenmemeli) Bizlere Allah’ü Teala’nın birer emaneti olan ve dünyadaki imtihanlarımızdan biri olan hayvanlara iyi davranarak onlar vasıtasıyla da Allahın rızasını kazanabilmeliyiz. 
 
 
Bu duygu ve düşüncelerle hepinizin bayramının tebrik eder, bayramların vatanımız, milletimiz ve ülkemiz için hayırlara vesile olmasını temenni ederim. 
 
 Şükrü Demirel. Seferihisar Müftüsü
  
  Bu makaleyi olduğu gibi aktarıyorum.
  Size saygım sonsuz ,çok teşekkürler sayın müftüm !

19 Ekim 2011 Çarşamba

Mutlu bir haber !

   Sevgili dostlar güne güzel bir haberle başlamak istedim. Anımsayacaksınız barınak açılışında fotoğrafladığım ,hüzünlü bakışlarıyla içimizi yakan hatta duyarlı kardeşim Ali Bey'in rüyalarına giren güzeller güzeli Setter'e yuva bulundu. tık tık  Almaya giden arkadaşım, kızımızın 2 gün önce doğum yaptığını öğrenince ona yavrularıyla birlikte talip oldu. Bir kaç gün daha lohusayı yerinden kımıldatmamayı uygun gördüğünden önümüzdeki hafta içinde anneyi ve yavrularını almaya gidecek. Eh söylememe gerek yok herhalde yavrular sütten kesildikten sonra onlara da yuva arıyoruz !
   Bu post ta fotoğrafsız kalmasın istedim. Siz şu güzel kedili yastıklara bakarken çevrenizde yavrulara evini,bahçesini daha da önemlisi yüreğini açmak isteyen var mı bir düşünün bakalım !




11 Ekim 2011 Salı

İki Kedi Arasındaki Farkı Bulun !










Hiç evlat ayırmam hepsini eşit severim elbet. Hani bu fotoğraflar da anlatmıyorsa ben susayım o zaman ,yeterince anlatamam nasıl olsa... 
Tagaddi benim kınalı kekliğim ,dünya güzeli tekirim ama kendini hiç sevdirmez. Bakar mısınız fotoğraflara sanki Kürşat (veterinerimiz ) gelmiş de aşı yapıyormuş ben de sıkı sıkı tutuyormuşum gibi... Ne gezeer,bu sabah ''gel kızım seni bir kerecik öpeyim '' çalışmalarımın nafile sonuçları :(
Diğer fotoğrafda ne diyor  Küdük ? ''Ben huzurun diğer adıyım ,kucağında sonsuza kadar yatabilirim ,sev beni,okşa beni anne ''
''Kediler ! ''diye bir tanımlama olamaz, onların hepsi ayrı birer dünya tıpkı biz insanlar gibi... O halde kedi var kediii var :)))
Herkese mutlu huzurlu günler dileriz !